Öne çıkan

Doğumunuz kendi öz değerinizle, öz şefkatinizle, bilinçli farkındalığınızla gerçekleşsin. Daha huzurlu ve daha sağlıklı.

Hamilelikte ve Doğumda Öz şefkatli Olun

Uzman Psikolog Bengi Balcılar, hamilelikte ve doğumda öz şefkatli farkındalığı sizlere anlattı.

Hamilelik kuşkusuz yeryüzündeki en mucizevi deneyimlerden biri. Dünyaya yeni bir canlı getirecek olmak, doğal olarak pek çok yoğun ve karmaşık duyguyu da beraberinde getiriyor. Bu süreçte tüm bu duyguların farkında olmak ve onları kucaklayabilmekse, sürecin çok daha rahat geçmesi ve hem annenin hem de bebeğin huzurlu ve sağlıklı bir hamilelik ve doğum süreci yaşayabilmesi için oldukça elzem. Hamileliğin öğrenildiği ilk andan, çocuğun dünyaya geldiği o ilk karşılaşma anına kadar, içinizde neyi doğru neyi yanlış yaptığınıza dair yorumlarda bulunan bir ses, sizi sürekli eleştiriyor olabilir. Anneliğiniz sürekli değerlendirme altındaymış gibi hissediyor olabilirsiniz. Bunun yarattığı stres ve kaygı ise, içimizdeki eleştirel sesin getireceği faydadan çok, zarara yol açıyor. Yapılan araştırmalar, stresli bir hamilelik geçiren annelerin bebeklerinin ileriki yaşamlarında depresyon, anksiyete, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi pek çok bozuklukla karşılaşma riskinin arttığını gösteriyor. (1) Dolayısıyla, stresi ve kaygıyı yönetebilmek, sürecin daha sağlıklı bir şekilde geçirilmesine yardımcı oluyor.

Hamilelikte stres, kaygı, depresyon gibi sorunları yönetmede en etkili yollarından biri, öz-şefkat (self-compassion) ve farkındalık (mindfulness) pratiklerini günlük yaşamımıza dâhil etmekten geçiyor. Öz şefkat için kısaca, kişinin o anda içinde bulunduğu duygularını eleştirmeden, olduğu gibi kabul etmesi ve sevdiği bir yakınına gösterdiği nazik ve ilgili yaklaşımı kendisine göstermesi diyebiliriz. (2) Kişinin sevdiklerine, yakın veya uzak çevresindeki diğer kişilere bakım verebilmesi için öncelikle kendine bakım vermesi gerektiği, ruh sağlığı alanında genel kabul görmüş bir yaklaşımdır. Binevi maskeyi önce kendimize, sonra sevdiklerimize takmaktır. Bizler iyi olmadığımız sürece bir başkasına iyi gelmemiz mümkün değil. Benzer şekilde, sağlıklı bir bebek yetiştirmenin en temel koşullarından biri annenin sağlıklı ve huzurlu olması. Tam da bu noktada öz şefkat pratikleri annenin içinde bulunduğu stresli durumları, zorlu duyguları kabullenmesinde ve yönetmesinde büyük fark yaratıyor. Geçtiğimiz yıllarda hamile kadınlarla yapılan bir araştırmaya göre, farkındalıklı öz-şefkat pratiklerini uygulayan kadınların depresyon ve kaygı düzeylerinin düştüğü görülmüş. (3) Kendimize gösterdiğimiz şefkat ve nezaket, dünyaya gelecek olan çocuğumuza hak ettiği sevgiyi, ilgiyi ve anlayışı gösterebilmenin de yolunu açıyor. Unutmayın, sağlıklı ebeveyn olmadan, sağlıklı bebek yetiştirmemiz mümkün değil. 

Peki, öz şefkat pratikleri derken neyi kast ediyoruz? Aslında liste oldukça uzun, fakat burada öz-şefkatin kaşiflerinden biri olan Kristen Neff’in websitesinde yer alan pratiklerden (4) bir örnek verelim:

  1. Bir arkadaşınızın çok üzgün olduğunu ve büyük bir güçlükle mücadele ettiğini düşünün. Ona nasıl yaklaşırdınız? Kullanacağınız sözcükleri, ses tonunuzun nasıl olacağını, üslubunuzu hayal edin ve bir kağıda not edin.
  2. Şimdi kendi yaşadığınız bir güçlüğü düşünün. Bu durumda kendinize nasıl yaklaşırdınız? Kullanacağınız sözcükleri, ses tonunuzun nasıl olacağını, üslubunuzu hayal edin ve bir kağıda not edin.
  3. Arada bir fark var mı? Varsa, bunun neden kaynaklandığını düşünün. Kendinize ve sevdiklerinize olan yaklaşımın farklı olmasına etki eden faktörleri düşünün.
  4. Güçlük yaşayan arkadaşınıza gösterdiğiniz tutumu kendinize gösterseydiniz nasıl hissederdiniz ve hayatınıza neler değişirdi? Bir kağıda not alın.

Bu kısa öz-şefkat pratiği, dış dünyaya gösterdiğimiz anlayış ve şefkati çoğu zaman kendimizden esirgediğimizi gösteriyor. Bunu fark edip kendimize hak ettiğimiz nezaketi gösterdiğimizdeyse, hem kendimizin hem de bebeğimizin yaşamında çok şey değişiyor. 

Referanslar

  1. Lautarescu A, Craig MC, Glover V. Prenatal stress: Effects on fetal and child brain development. Int Rev Neurobiol. 2020;150:17-40. doi: 10.1016/bs.irn.2019.11.002. Epub 2019 Dec 14. PMID: 32204831.
  2. Neff, K. D., & Dahm, K. A. (2015). Self-Compassion: What It Is, What It Does, and How It Relates to Mindfulness. Handbook of Mindfulness and Self-Regulation, 121–137. doi:10.1007/978-1-4939-2263-5_10 
  3. Guo L, Zhang J, Mu L, Ye Z. Preventing Postpartum Depression With Mindful Self-Compassion Intervention: A Randomized Control Study. J Nerv Ment Dis. 2020 Feb;208(2):101-107. doi: 10.1097/NMD.0000000000001096. PMID: 31868776.
  4. https://self-compassion.org/category/exercises/#exercises

Güvenli Bağlanma Nedir?

Uzman Psikolog Ecem Kozalı Mancının güvenli bağlanma ile ilgili yazısını sizinle paylaşıyorum.

Bebekler anne karnındayken dünyayı algılamaya başlarlar. Ancak anne karnındaki dünyası gerçek dünyaya göre çok daha mükemmeldir. Mesela her daim sıcaktır, sürekli onu sarıp sarmalayan bir yapının içindedir. Her zaman karnı doyar ve ihtiyaçları için çaba göstermesine pek gerek yoktur. Anne ile bebeği bir araya getiren plasenta bebek için her şeyi onun adına yapar. Ancak bebek dünyaya geldiği zaman ilk olarak ılık ve yumuşak olan plasentasından ayrılır ve dışarısı soğuktur bu durum onun sarılıp sarmalanma hissini elinden alır ve üşür. Bebek kendisini bu yeni ortamda güvende hissedemez. Tüm varlığını tehdit halinde hisseder. Bebekler dünyaya geldikleri ilk aylarda annesi ve kendisinin ayrı bireyler olduğunu fark edemezler. Annesi onu sarıp sarmaladığı ve doyurduğu zaman kendini yeniden güvende ve tam hissedebilir.

Moreno’ya göre, bebeğin annesi tarafından bu şekilde tutulması bebek için ‘sosyal plasenta’ işlevi görür ve bebek kendini güvende hisseder. Tutulma ihtiyacı bebek için her zaman fiziksel değil aynı zamanda duygusaldır. Annenin bebeğin ağladığı zaman kendi yaşadığı kaygı ve korkularını düzenleyebilmesi ve bebeği ağlayan, sıkıntısı olan hali ile de kabul etmesi ve bu duruma izin vermesi önemlidir. Bebek ağladığı zaman annenin hemen çözüm bulamaması normaldir bu yüzden paniklemek yerine sakin kalıp başka seçenekleri düşünmesi bebeğin kendisini duygusal olarak tutulmuş hissetmesine neden olur. Bebek ve annenin ilişkisinde güvenli bağlanmayı destekleyen annenin bebeğin ihtiyaçlarına ve duygularına karşı duyarlı olmasıdır. Aynı zamanda da bebeğin ihtiyaçlarına uygun olanı yapması önemlidir. Mesela bebek acıkma sinyalleri göstermeden emzirilmemelidir. Bebekler bazen acıktıkları için, bazen altlarını kirlettikleri için veya gazı olduğu için bazen de ilgi ihtiyaçları olduğu için ağlarlar.

Annenin bebeğin ihtiyaçlarını ilk aylarda hemen fark edememesi doğaldır. Ancak ihtiyacından fazlasını vermeye çalışmak çocuk ile anne arasındaki ilişkiyi daha iyi yapmadığı bilinmelidir. O sırada çocuğun ihtiyacını sakince görmeye çalışmayı denemek önemlidir. Aynı zamanda bebeğin ihtiyaçlarının tutarlı bir biçimde karşılanması bir diğer önemli noktadır. Mesela altını kirleten çocuğun bir gün tam zamanında bir gün ise çok fazla gecikilmiş olarak temizlenmesi ve bu tutarsızlığın bir rutin haline gelmesi çocuğun güvenli bir bağlanma ilişkisi kurmasını zorlaştıran bir faktördür. Burada amaç mükemmel annelik değildir. Winnicott’ın dediği gibi ‘mükemmel anne’ yani her defasında harika zamanlama ile ihtiyaçlarını gidermek değil ‘yeterince iyi anne’ olabilmek önemlidir. Bebek acıktığı zaman her defasında mükemmel zamanlama ile onu doyuramayabilirsiniz ancak buradaki önemli nokta bu durumun bebeğin bakımında geneline yayılmamış ve sürekli olmamasıdır. Aynı zamanda Winnicott bebeklerin mükemmel olamayan anne ama yeterince iyi anne ile büyümelerinin onların gerçek hayata hazırladığını savunur. Çünkü bebeklerin annenin hatalarını da görmeleri dünyanın isteklerini karşılayan mükemmel bir yer olmadığına dair algılarının gelişmesine yardımcı olur. İleride yaşadıkları olumsuzluklarda bu durumu tolere edebilme kapasitelerini arttırır.

Bebeğin ihtiyaçlarının yeterince iyi zamanda karşılanması ve annenin duygusal ve fiziksel olarak bebeği tutması güvenli bağlanmanın oluşması bakımında en önemli noktalardır.

Kaynakça:

  1. Bowlby J. The Making and Breaking of Affectional Bonds. London, Tavistock
    Publications, 1979.
  2. Winnicot D.W. (1956). Primary Maternal Preoccupation. Collected Papers: Through Paediatrics to Psychoanalysis, London: Tavistock Publications
  3. Moreno, J.L. (1953). Who Shall Survive? A New Approach to the Problem of Human
    Interrelations. Washington: Nervous a
    nd Mental Disease Publishing Co.

Meme Reddi Nedir? Ne yapmak lazım?

Meme reddi, bebek ve anne için zor bir durumdur. Meme reddi, bebeğin memeyi almak veya emmek istememesidir. Meme reddi bir kere, kısa süreli veya uzun süreli olabilir. bazen bir kere emmez ve sonra emmeye devam edebilir. Bazen uzun süre memeyi almak istemeyebilir. Bu durum karmaşık bir hal almadan bir emzirme danışmanından yardım almalısınız.. Kendi başınıza halletmek ve bu durumu düzeltmek isteyebilirsiniz, çokta haklısınız. Genelde bu durumla karşılaşan anneler, bebeklerin kendilerini istemediklerini düşünür ve üzülürler. Kimi anneler bu durum karşısında kendini çaresiz hisseder ve annelik hüznü ( depresyon gibi.) sorunlar yaşayabilir. Böyle durumlarda sıkça yaşanan diğer bir durumsa bebeklerinin aç kaldığını, sütünün yetmediğidir. Bu durum gerçek olmayabilir. Genellikle anneler, böyle durumlarda çaresiz hissetmesinden dolayı endişe hisseder ve bir an önce sorunu çözmek ister. Endişeli beynimiz bize bebeğin aç olduğunu söyleyebilir. Fakat bu durumu bir uzman bize söylemedikçe bu durumun sadece bebeğimizi korumaya çalışan düşünce olduğunu ve gerçek olmadığını kabul etmemiz gerekir. Süreçle ilgili gerçek içgüdünüzle kısa süreli denemeler yapmak durumu çözebilir. Fakat uzun süreli bir meme reddi durumu varsa zaman kaybetmeden bir uzmanla görüşmelisiniz.

Meme reddini çözmek için bazı hatalı durumlar gerçekleşebilir, biberonla mama takviyesi yapmak gibi. Biberondan daha kolay süt geldiği için bebek çok kolay biberona alışır. Biberona alışan bebek bir daha meme emmeyebilir. Başta hem meme ve hem biberon emen bebekler bile zamanla memeden uzaklaşabilir. O yüzden meme reddi oluşmaması için kaşık biberonların kullanılmasını tavsiye ederim veya memeyi alıyorsa ve formül mama kullanılması gerekiyorsa, Emzirme Destek Sistemi (EDS) ile emzirebilirsiniz. EDS Nedir ? Linke tıklayın –> https://www.youtube.com/watch?v=9GoTbvQm6nU&t=115s

Meme reddinin diğer bir sebebi psikolojiktir. Uzun süre meme emmemişse, bebek kısa süreli emmeyi bırakabilir. Anne çok gergin ve stresliyse bebek, memeyi almak ve emmekten çekinir.

Gazlı bebekler veya çok sütü olan annelerin bebekleri de memeyi emmekte zorlanır.

Her durum için bizi arayabilir ve soru sorabilirsiniz. iletişim için tıklayın. https://ilaymorgan.com/iletisim-3/